FARSÇAHABER

بیا+نیه+ا..

en_sonبیا نیه انجمن هزاره های مقیم تر کیه و اتحادیه محصلین هزاره  مقیم ترکیه در قبال حمله کو چیها به بهسود و نا هور

کوچیگری و صحرا نشینی به عنوان یک سبک زندگی در افغانستان از گذشته های دور تا کنون در کنار خود تشنج ها، درگیری ها و ناامنی ها را نیز به ارمغان داشته است. کوچیگری و زندگی بدوی جدای از اینکه محیط مناسبی برای رشد فرهنگی، مدنیت، تمدن، پیشرفت و توسعه نیست بلکه معضلی است که در افغانستان طی چندین دهه گذشته تا کنون با زیر سوال بردن تمامیت ارضی کشور و امنیت عمومی،موجب بوجود آمدن فضای تشنج و بحرا ن به ویژه در شرایط کنونی در مناطق مرکزی کشور گردیده است. این در حالی است که کشور نیازمند امنیت مطمئن و پایدار میباشد که مطابق قانون اساسی به عنوان میثاق ملی کشور، تامین امنیت عمومی مردم وظیفه دولت بوده و دولت موظف است در راستای آن با تمام امکانات تلاش و کوشش نماید.
متاسفانه با وجود بیش از یک قرن سابقه ی معضل آفرینی پدیده ی کوچیگری در افغانستان، نه تنها هنوز در جهت حل این پدیده گامی برداشته نشده است بلکه با دادن امتیازاتی تحت عنوان حقوق به افراد مجهول الهویتی زیر چتر کوچیگری و کوچاندن اجباری باشندگان توسط کوچ کنندگان و ایجاد فضای ناامنی و بهره برداریهای نامشروع سیاسی از آن، می رود تا از سبک زندگی کوچ نشینی و از مردمان کوچی به عنوان یک ابزار سیاسی در جهت هژمونیزم قومی و استبداد عبدالرحمانی کار گرفته شود.
باید دانست عصر هژمونیزم قومی پایان یافته است و ما جهت پیش برد پروسه ی ملت سازی نیازمند ایجاد وحدت ملی و زندگی در بستری فرهنگی و متمدن هستیم. نا گفته پیدا است که ادامه ی وضعیت موجود چالش های عظیم امنیتی و اجتماعی را در پی خواهد داشت. لهذا انجمن هزاره های مقیم تر کیه و اتحادیه محصلین هزاره  مقیم ترکیه با اعلام این مطلب دامن زدن مجدد درگیری ها و معضلات بین کوچ نشین و ده نشین در مناطق مرکزی هزاره جات که از امن ترین مناطق کشور بوده،توسط حلقات مخالف وحدت ملی در درون و بیرون از دولت را به منظور خدشه دار کردن امنیت مناطق هزاره نشین و بهره برداری سیاسی از آن محکوم کرده و حل اساسی این معضل را وظیفه دولت جمهوری اسلامی افغانستان می داند و نسبت به آسیب های اجتماعی و امنیتی ناشی از تداوم آن به مسولین دولت جمهوری اسلامی افغانستان،رهبران و نمایندگان مردم و مسولین بین المللی در امور افغانستان جدا هشدار می دهد.

 

Göçmenler(küçiler) Hazaracat’ta yapmış olduğu silahlı saldırılarına kurban giden insanları savunmak üzere yayınlanmıştır.
Koçililik (Göçmenlik) ve çöl hayatı çok eskiden beri Afganistan’da bir yaşam tarzı olarak şiddet, çatışmalar ve güvensizliği beraberinde getirmiştir. Göçmenlik ve ilkel hayat kültürün gelişmesi, uygarlık, medeniyet, gelişmek için uygun bir ortam olmadığı yanısıra on yıllar boyunca Afganistan’ın toprak bütünlüğüne ve genel güvenliğine yönelik şüpheler uyandırarak özellikle yurdun şuanki kritik durumalarında şiddetli olayların ve geniş çaplı krizin oluşmasına neden olmuştur.
Halbuki şuan Afganistan genel ve sabit bir güvenliğe ihtiyaç duymaktadır. Ulusal kanun olarak anayasamıza göre devlet halkın güvenliğini korumakla yükümlüdür ve devlet bu doğrultuda tüm imkanlarıyla çalışmakla sorumludur.
Maalesef Afganistan’da yüzyılı aşkın geçmişi olan ve ülke çapında ciddi sorunlara neden olan göçmenlik sorunun çözülmesi için hiçbir adım atılmamış, tam tersi kimliği bilinmeyen insanlara hak vermek adı altında farklı imtiyazlar vererek göçmenler vasıtasıyla yerli halkı bölgeden göç etmeye zorlamalar sonucunda ortaya çıkan güvensizlik ortamından yasal olmayan ve kabile hegemonyasına doğru siyasi çıkar peşinde olma çabaları tam diktatörlük yönetime geçiş sürecini anımsatmaktadır.
Bunu bilmek gerekir ki kabile hegemonya dönemi artık sona ermiştir ve millet yapma sürecini sürdürmek amacıyla bizim birlik ve beraberliği ve kürtürel ve medeniyet ortamında yaşamı yaratmaya ihtiyacımız vardır. Bu açıktır ki şuanki vahim durumun devam etmesi büyük güvenlik ve sosyal sorunlarına yol açacaktır. Buyüzden biz Türkiye’deki afganistanhazaralar derneği va  Afganistan hazara  Öğrenciler birliği olarak milli biriliğe zıt olan bazı grupların yerli halk ile göçmenler arasında yine bu gibi çatışmaları ve sorunları kışkırtmaları özellikle en güvenli bölge olarak bilinen Hazaraların yaşadığı illerde çatışmalar yaratmalarını, ve zikredilen kışkırtmalardan siyasi menfaatler peşinden koşanları kınıyor ve bu sorunun temelli çözülmesini de Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin yükümlüğü olarak biliyoruz. Ve ayrıca anılan çatışmaların ve sorunların devamı konusunda Afganistan İslam Cumhuriyeti yetkililerini, liderlerini, millet vekillerini ve uluslararası örgütleri sorumlularını da ciddi şekilde uyarıyoruz.